Salı, Ocak 15, 2008
Posted by
zeyneb petek küçük
at
11:28:00
Salı, Eylül 25, 2007
RUMİ
Rumiler muhtelif hayvan biçimlerinin stilize edilmiş şekilleridir (Kanat, gaga gibi). Yaprak motifine benzese de, rumiler ayrı bir motif şeklidir.
Kökeni Orta ASya'dır. Selçuklu Türkleri tarafından, 11. yy'dan itibaren mimaride, oymacılıkta, ahşap işlemeciliği ve çini gibi alanlarda kullanılmaya başlamıştır. Selçuklular eliyle, Anadolu'dan geldiği için bu motife "Rumi" adı verilmiştir. aynı zamanda "Selçuki" de denir. Daha önceleri hayvan biçimini daha çok orusa da yavaş yavaş ayrıntılarını kaybettim, günümüze sade bir halde gelmişlerdir. Öyle ki bazen yaprak motiflerini andırırlar.
Kullanım yerleri ve çeşitleri bakımından oldukça zengin olan rumileri şöyle sınıflandırabiliriz.
Kullanım Yerleri:
-Kompozisyon içinde
-Tepelik ve agraf olarak-Kapalı form olarak
-Bordürlerde
Rumi Çeşitleri:
-Yalın halde
-Kanatlı rumi
-Dilimli rumi
-Rumi içinde rumi (Hurde)-Sarmal rumi (Kıvrımlı)
Rumiler düz, iç bükey ve dış bükey çizgiler üzerine oturtulurlar. Rumi kompozisyon çiziminde, aynen çiçek ve yaprakla oluşturulan kompozisyonlar gibi önce rumilerin yürüyeceği hat belirlenir. Ve rumiler belirli bir yönü izleyerek yerleştirilir.
Daire içerisine yerleştirilmiş serbest, sarmal rumi kompozisyonuna bir örnek.
Perşembe, Eylül 13, 2007
Perşembe, Ağustos 23, 2007
YAPRAK
Yaprak motifi tüm süsleme sanatlarında olduğu gibi tezhip sanatında da çok önemli bir yere sahiptir. Desenler, çiçek kadar yaprak kullanılarak hazırlanır. Hatta sadece zengin yaprak çeşitleriyle oluşturulan desenler de mevcuttur.
Aşağıda Türk Süsleme Sanatlarında Stilize Çiçekler kitabından alınmış yaprak örneklerini bulabilirsiniz.
Basit ve detaylı yaprak örnekleri.
Küçük yaprakların daha çok ince tezhip desenlerinde kullanıldığı görülür. Biraz daha iri desenlerde ise daha detaylı yapraklara yer verilmiştir.
Şah Kulu tarafından geliştirilen Saz Yolu ekolünde yapraklar iri, birbirine dolanmış şekilde ve çok detaylıdır. Ağırlıklı olarak halker desenlerinde kullanılan bu yapraklar, desene büyük zenginlik katar. Özellikle detaylı yaprak çizimlerinde önce yaprağın dış hatlarının belirlenmesinde yaprağın formunun düzgün olması açısıdan fayda vardır. Çizdikçe alışılacak ve buna gerek kalmayacaktır.
Cuma, Temmuz 13, 2007
Balkonda yetiştirdiğim lale. Lalem İstanbul büyükşehir belediyesinin düzenlediği 'en güzel lale' yarışmasında ödül kazandı.
Annanemin bahçesinden küçük beyaz çiçekler. Adlarını bilmiyorum. Sanırım kendiliğinden çıkmış bahçenin bir köşesinde ama çok hoş görünüyorlar.
Bu laleler de annanemin laleleri. Lale yetiştirmenin güzel yanlarından birisi, bilerek almamışsan eğer, soğandan ne renk lale çıkacağını bilemiyorsun. Sürpriz oluyor. Bana lale soğanını da annanem vermişti ama benimki pembe çıktı.
Bu da yeni dikilen kamelya ağacının ilk çiçeği.
Bunlar da elma ağacının çiçekleri. Artık eskisi kadar çok meyve vermese de hala çiçek açıyor bolca.
Cuma, Haziran 22, 2007
İsmek'in yıl sonu sergisi
Serlevha tarzı süslenmiş Fatiha Suresi
Bu senenin Mevlana yılı olması hasebiyle eserlerin bir kısmında bu konu işlenmişti. Tezhib ve minyatürün bir arada olduğu bu tablolar da gerçekten çok hoşuma gitti. Farklı ve güzel olmuş.
Bu eserde de çok güzel geometrik bölümlemeler var. Fotoğraflar çok net değil ama işçilik çok ince ve güzel gerçekten.
Bu hilye de benim gördüğüm en küçük hilye. Boyutunu anlayabilmek için yanında bir el ile çektim fotoğrafını. O kadar inceydi ki işçiliği nasıl yapılmış anlayamadım. Gerçekten çok çok küçüktü çiçekler, negatifler. Yapanın ellerine, gözlerine sağlık.
Efe Hazretleri Vakfı Sergisinden
İki hafta önce pazar günü CRR'de Efe Hazretleri Vakfın'nın programı vardı. Geçen seneki gibi gittik biz de. Bu sene icazet töreninde öğrencilere icazetleri verildi. Sergi yine çok güzeldi. Öğrenciler çok güzel eserler hazırlamışlar. Ellerine sağlık herkesin. Bir kaç fotoğraf çektim, çok nete olmasa da siteme koymak istedim hatıra olması için.
Pazartesi, Haziran 04, 2007
TEZHİBİN TARİHÇESİ
Tezhib sanatının Orta Asya'dan Anadolu'ya ilk gelişi Selçuklular eliyle olmuştur. Daha sonra Anadolu beylikleri döneminde tezhib sanatıyla ortaya birçok eserler konmuştur. Bu beylikler dönemi, Osmanlı süsleme sanatlarına bir hazırlık dönemi olarak görülmektedir. Bu dönemde yapılan eserlerde Bağdat, Tebriz ve Herat ekolü olarak adlandırılan üç önemli ekolden bahsedilebilir. Bu ekollerin etkisiyle yapılan eserlerden malesef günümüze gelebilen eser çok azdır.
Osmanlı Tezhibinin en eski örneği, Halen Topkapı Sarayı'nda bulunan II.Murad döneminde padişah için hazırlanmış bir musiki kitabıdır. Erken Osmanlı dönemi tezhiblerinde Memlük-Şiraz-Herat okullarının etkisi vardır.

1451-1481 yılları arası tezhibi Fatih dönemi tezhibi olarak adlandırılır. Fatih Sultan Mehmet saltanatı süresince, aşık olduğu sanata çok değer vermiş ve bu sayede tezhib sanatında da gözle görülür bir canlanma olmuştur. Sarayında 2 nakışhane oluşturduğu bilinmektedir.
Fatih Dönemi ile ilgili olarak bilmemiz gereken bir isim de Fatih nakışhanesinin baş sanatkarı Özbek Asıllı Baba Nakkaş'tır. Eserleri çok ince ve zevklidir. Fatih döneminde tezhib sanatı dış etkenler kutulup, Osmanlı tezhibi özelliği kazanmaya başlamıştır.
Sultan II.Beyazıd döneminde de nakışhane geleneği, aynen Fatih dönemindeki gibi sürmüştür.
Kanuni dönemi ise artık tezhibin zirveye ulaştığı bir dönemdir. (1520-1566) Artık eserlerde çok daha ince ve zarif, birbiriyle uyumlu ve çok detaylı motiflerin yer almaya başladığı görülür. Bu döneme damgasını vuran çok öenmli sanatkarlar vardır. Bunlar Şahkulu ve Kara Memi (Mehmet Çelebi) 'dir. Şahkulu saz yolu- saz uslubu oalrak bilinen ekolün yaratıcısıdır.
Şahkulu'nun öğrencisi olan Kara Memi o güne kadar hiç uygulanmamış yeni motiflerle özgün bir uslub yakalamıştır. Kara Memi'nin Kanuni'ye sunulan "Muhibbi Divanı" halen İstanbul Üniversitesi Kütüphanesinde kayıtlı çok öenmli bir eserdir. Bu eserde Kanuni'nin Muhibbi mahlasıyla yazdığı şiirler bir araya toplanmıştır.
18. yüzyılın ilk yıllarında ise Avrupa'daki Rönesans hareketinin de etkisiyle barok ve rokoko olarak bildiğimiz bir tarz Türk sanatını etkilemeye başladı. Türk sanatçılar klasikten biraz daha uzaklaşarak ve baroğu kendilerince yorumlayarak kullanmaya başladılar.
Pazartesi, Mayıs 28, 2007
HATAİLER (HATAYİ)
İsminden de anlaşılacağı gibi hatailer, Çin ve Orta Asya kültüründen bizim kültürümüze aktarılmış olan motiflerdir. Tezhib desenlerinin olmazsa olmazı olan hatailer stilize edilmiş çiçek motifleridir. Yalnız başına veya diğer motiflerle birlikte kullanılır.
Çeşitleri sayılamayacak kadar çoktur. Her Tezhib sanatçısı kendi yorumve zevkiyle farklı farklı hatai motifleri çizer.
Hataileri merkezsel ve yönlü olarak iki farklı şekilde görürüz. Merkezsel hatailerde bir merkezden başlayıp düzgün bir şekilde kademe kademe büyür motif. Yönlü hataide yine bir merkez vardır. Bunun dışında hatai dik eksenine göre simetriktir. yine kademe kademe bir çizim görürüz.

